Alternatif Eğitim Modelleri

0

Alternatif eğitimin, mevcut eğitime karşı çıkışı ifade etmekten öte bir paradigmayı işaret ettiğini ve kavramın bir insan felsefesi ile ilintisini belirtmeden, alternatif eğitim paradigması çerçevesinde karakterize olan modellerin ortaya çıkışlarını, uygulama süreçlerini ve yapısal dönüşümlerini anlamak olası değildir. Eğitimde “insanı görme biçimi” her toplumsal dönemde kavramın anahtarını veriyor.

İnsan tabiatının ne olduğuna ait sahip olunan tutumlar, kaygılar, tasarılar ve ütopyalar ile eğitimin işleyen yapısı içinde oluşan problemlerin tıkanma noktaları alternatif eğitim tarihinin izdüşümünü oluşturmaktadır. Bazı defa kökten ve anarşist söylemlerle bazı kez spontane ve farkındalıksız adımlarla kazanılan ivme, özünde, insan tabiatına “iyimser” bakışın heyecanıyla sarfedilen bir gayretin neticesidir. Şurası bir gerçektir ki, alternatif eğitim modelleri olarak karşımıza çıkan paradigmanın, daha bir paradigma olmadığı bile öne sürülebilir. Diğer taraftan uygulama fırsatı bulmuş modellerin ana akım eğitimle etkileşim halinde değişmesi ve özünü kaybederek evrensel dünyanın ve otoriter eğitim süreçlerinin içinde tehlike arz etmeyen alternatif yollara dönüşmesi de olasıdır. Ancak, tüm bunlar alternatif eğitimin teorisel/felsefi özündeki kaygıyı ortadan kaldırmıyor. “İnsan nedir ?” sualinin eninde nihayetinde felsefenin elinde kalacak tek sual olması, ister istemez “eğitim”i birincil problem nesnesi vaziyetine getiriveriyor.

Konu eğitim olunca, devletler, siyasetler, mahalli idareler, sivil toplum kuruluşları, hemen herkes birer otorite oluyor. Böylelikle “eğitimde insan nedir / ne olmalıdır ?” suali sistemi yine üreten cevaplara dönüşüyor.

İşte bu meselenin karşılığını yine insana dönerek ve insanı üreterek görme edimi, alternatif eğitim modellerini karşımıza çıkarmış vaziyettedir. “Öğrenmek için tek bir en iyi yol yoktur” ilkesi bu sürecin savsözü olmuştur. Alternatif eğitimin tarihsel kaynaklarından günümüze teorisel ve uygulayımsal düzlemde geçerlilik kazanmış modelleri temel özellikleri ile ele alıp bağlaşıkları ve çözülmeleri ile değerlendirmek alternatif eğitim paradigmasının içinde bulunduğu vaziyet ve gittiği istikamet ile ilgili bir fikir verebilir. Bu bağlamda ana akım eğitime bir karşı çıkış niteliğindeki Rousseau’nın tabiatçı yaklaşımı, Tolstoy’un İasnaia Poliana okulu, Malaguzzi’nin Reggio Emilia teşebbüsü, Montessori metodu, Özgür okul, Hane okulu, Sudbury Valley okulları, Paulo Freire teşebbüsü, Waldorf okulları gibi örnekleri genel karakterleri itibariyle incelemek yerinde olur.